Selcuk University Digital Archive Systems

Altı yaş dişlerine direkt ve indirekt yöntemlerle uygulanan farklı kompozit sistemlerin klinik başarısının ve fiziksel özelliklerinin değerlendirilmesi

Show simple item record

dc.contributor.advisor Botsalı, Murat Selim
dc.contributor.author Yıldırım, Yasin
dc.date.accessioned 2014-12-23T07:56:49Z
dc.date.available 2014-12-23T07:56:49Z
dc.date.issued 2013
dc.identifier.citation Yıldırım, Y. (2013). Altı yaş dişlerine direkt ve indirekt yöntemlerle uygulanan farklı kompozit sistemlerin klinik başarısının ve fiziksel özelliklerinin değerlendirilmesi. Selçuk Üniversitesi, Yayımlanmış doktora tezi, Konya. tr_TR
dc.identifier.uri http://hdl.handle.net/123456789/1060
dc.description.abstract Pedodonti kliniklerinde daimi birinci molar dişlerde çürüğe bağlı aşırı yapı kayıplarının görülmesi sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu tip dişlerin tedavisinde direkt ve indirekt tekniklerle uygulanan kompozit sistemlerin kullanımı yaygınlaşmaktadır. İndirekt kompozit sistemlerin avantajları, ideal kontak ve morfolojinin sağlanabilmesi, ısı, ışık ve basınçla polimerizasyonun yüksek düzeyde gerçekleştirilerek üstün fiziksel özelliklerin elde edilmesi, polimerizasyon büzülmesinin de asgari düzeye getirilmesi şeklinde ifade edilmektedir. Ayrıca firmalar tarafından posterior bölgelerde kullanılmak üzere üretilen direkt kompozit sistemlerle ise yapılarına ilave edilen hibrit doldurucular sayesinde yeterli estetik ve dayanıklılığa sahip, düşük polimerizasyon büzülmesi gösteren ve biyolojik açıdan uyumlu restorasyonların yapılabilmesi mümkün hale gelmiştir. Bu çalışmada yaşları 7-12 arasında değişen çocuk hastaların derin çürüklü daimi birinci molar dişlerine direkt ve indirekt tekniklerle uygulanan farklı kompozit restorasyonların klinik başarısının takibi ve kullanılan kompozit materyallerin in vitro şartlarda bazı fiziksel özelliklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak direkt yöntemle uygulanan (Aelite LS Posterior, Clearfil Photo Posterior) ve indirekt yöntemle uygulanan (Estenia, Tescera ATL) kompozit materyaller (n=25) kullanılarak 100 adet restorasyon yapılmıştır. Restorasyonlar 1 hafta, 3 ay, 6 ay ve 1 yıllık periyotlarda modifiye USPHS kritelerine göre skorlanarak değerlendirilmiştir. Ayrıca laboratuvar şartlarında bu kompozit materyallerin yüzey sertlikleri, yüzey pürüzlülükleri ve su emilim oranları ölçülerek fiziksel özellikleri karşılaştırılmıştır. Bir yıllık takip süresi sonunda klinik başarı açısından materyaller arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Ayrıca laboratuvar testlerinde yüzey pürüzlülüğü ve su emilim oranı parametreleri açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Yüzey sertliği açısından Estenia ve Tescera ATL indirekt kompozit sistemleri, direkt kompozit sistemlerinden anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Ayrıca Estenia ile Tescera ATL indirekt kompozit sistemleri kendi aralarında istatistiksel olarak karşılaştırıldığında, Estenia materyalinin yüzey sertliği bakımından anlamlı derecede yüksek olduğu gözlenmiştir. Direkt ve indirekt tekniklerle uygulanan kompozit sistemlerin yüksek klinik başarıları ve bazı avantajları doğrultusunda, aşırı yapı kaybına uğramış altı yaş dişlerinin restorasyonunda diğer materyallere oranla daha güçlü bir alternatif olduklarını düşünmekteyiz. Aynı zamanda bu materyallerin, yapılan laboratuvar testlerinin sonuçlarına göre fiziksel özellikler bakımından posterior restorasyon materyali olarak kullanımları için yeterli oldukları görülmüştür. Ayrıca bu materyallerin yüksek polimerizasyon özellikleri doğrultusunda geleneksel kompozit sistemlere nazaran biyolojik açıdan daha uyumlu restorasyonlara izin verdikleri de bilinmektedir. Ancak materyallerin uzun dönem klinik başarılarının değerlendirildiği bu tip klinik çalışmaların konuyla ilgili literatüre anlamlı katkılar sağlayacağı açıktır. tr_TR
dc.description.abstract It is a prevalent event to encounter excessive loss of structure due to decay in the permanent first molar teeth at the pedodontics clinics. It has become common to use composite systems applied with direct and indirect techniques in the treatment of this type of the teeth. The advantages of indirect composite systems are mentioned as follow; ideal contact and morphology can be provided, polymerization is achieved at high level with heat, light, and pressure and superior physical properties are obtained, and polymerization shrinkage is kept at the minimum level. Moreover, with the direct composite systems produced by the companies for use in posterior regions, they have adequate aesthetics and durability, low polymerization shrinkage, and have become possible to perform biocompatible restorations thanks to the hybrid fillers added to their structures. In this study, it was aimed to follow-up the clinical success of different composite restorations applied to the permanent first molar teeth with deep caries of the children aged ranging from 7 to 12 with direct and indirect techniques and to compare some physical properties of composite materials used in vitro conditions. For this purpose, 100 restorations were carried out using composite materials (n = 25) with the method applied directly (Aelite LS Posterior, Clearfil Photo Posterior) and the method applied indirectly (Estenia, Tescera ATL). Restorations were scored and evaluated according to the modified USPHS criteria within 1 week, 3 months, 6 months and 1 year periods. Furthermore, surface hardness of these composite materials, surface roughness and water absorption rates were measured under laboratory conditions, and their physical properties were compared. There was no significant difference between the materials in terms of clinical success at the end of a one-year follow-up period. There was also no significant difference in terms of the surface roughness and the water absorption rate parameters in the laboratory tests. Estenia and Tescera ATL indirect composite systems were significantly higher than the direct composite systems in terms of surface hardness. Tescera ATL also indirect composite systems with Estenia statistically compared with each other, in terms of surface hardness was significantly higher Estenia material was observed. We suggest that composite systems, applied with direct and indirect techniques with high clinical success and some advantages, are more powerful alternatives to the other materials in the restoration of permanent first molar teeth exposed to excessive loss of structure. These materials have also been considered to be sufficient for their use as posterior restorative materials in terms of their physical properties according to the results of laboratory tests. In addition, it is known that these materials with their high polymerization properties allow more biologically compatible restorations than the traditional composite systems. However, it is obvious that this type of clinical trials that have evaluated long-term clinical success of materials will contribute significantly to the literature. tr_TR
dc.language.iso tur tr_TR
dc.publisher Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü tr_TR
dc.subject İndirekt kompozit tr_TR
dc.subject Kompozit rezin tr_TR
dc.subject Mikro sertlik tr_TR
dc.subject Su emilimi tr_TR
dc.subject Yüzey pürüzlülüğü tr_TR
dc.subject Composite resin tr_TR
dc.subject Indirect composite tr_TR
dc.subject Micro-hardness tr_TR
dc.subject Surface roughness tr_TR
dc.subject Water sorption tr_TR
dc.title Altı yaş dişlerine direkt ve indirekt yöntemlerle uygulanan farklı kompozit sistemlerin klinik başarısının ve fiziksel özelliklerinin değerlendirilmesi tr_TR
dc.title.alternative The evaluation of the clinical success and mechanical properties of different composite systems applied on first permanent molars teeth with direct and indirect techniques tr_TR
dc.type Thesis tr_TR


Files in this item

This item appears in the following Collection(s)

Show simple item record

Search DSpace


Advanced Search

Browse

My Account